Kahramanmaraş Depremlerinin 3. Yılında
Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu’na (TİHEK) Soruyoruz!
Ulusal insan hakları ve eşitlik kurumlarının insan haklarının korunması, geliştirilmesi ve ayrımcılığın önlenmesine ilişkin temel görevleri; doğal afetler dahil olağanüstü durumlarda daha fazla önem kazanır. Bunun nedeni olağanüstü durumların insan hakları ihlalleri ve her türden ayrımcılık için elverişli koşulları yaratmasıdır.
Ulusal insan hakları kurumlarına (UİHK) ilişkin yasalar, TİHEK örneğinde olduğu gibi bu kurumları uluslararası sözleşmelerin uygulamasının izlenmesi ile görevlendirmiş ise UİHK’ler sürekli ve sistematik izleme stratejisi geliştirmeli ve uygulamalıdır.
Olağanüstü durumlara ilişkin izleme süreci; bu koşulların bütünüyle ortadan kalktığı, insan haklarına herkesin tam ve eşit fırsatlarla erişebildiği, ihlallerin telafi ve tazmin edildiği ve adaletin tam olarak gerçekleşmesi ile rutin hale döner. Kurumunuz 6701 Sayılı TİHEK Kanunu ile Türkiye’nin taraf olduğu insan hakları sözleşmelerinin uygulamasını izlemek ile görevlendirilmiştir.
6 Şubat 2023 tarihinde meydana gelen Kahramanmaraş depremlerinin üzerinden 3 yıl geçti. Sivil toplum örgütlerinin raporlarına[1], bağımsız gazetecilerin deprem bölgesinde yaptıkları veriye dayalı haberlere, resmî kurumların raporlarına, TBMM’de milletvekillerinin verdiği yazılı soru önergelerine verilen cevaplara, akademik araştırmalara, yetkililerin açıklamalarına[2] ve en önemlisi deprem mağdurlarının medyaya da yansıyan ifadelerine göre 6 Şubat depremlerinin yarattığı insan haklarına erişim sorunları devam etmektedir.
- Barınma hakkına erişim en önemi sorunlardan biridir. Resmi verilere göre 360 bin insan halen yeterli hijyen, sağlık, altyapı, temiz su ve fiziksel erişilebilirlik koşullarına sahip olmayan konteyner kentlerde yaşamını sürdürmektedir. AFAD kalıcı konutların ancak 2028 yılında tamamlanabileceğini açıklamıştır.
- Depremde uzuv kaybı yaşayan insanlar kişisel hareketlik sağlayacak destek elemanlarına (ortez, protez, tekerlekli sandalye, beyaz baston vb.) erişememektedir. Engellilik raporu alınması veya yenilenmesi, tedaviye erişim, rehabilitasyon hizmetlerine ve bilgiye erişim öne çıkan sorun alanlarıdır. Devlet tarafından sağlanan mali desteklerin yetersizliği (engelli maaşları) engelli kişileri yoksulluk sarmalına sürüklemiştir.
- Çocuklar kabul edilebilir koşullarda kaliteli eğitime erişememektedir. Kalabalık sınıflar, öğrencilerin barınma ve ders çalışma ortamlarının yetersizliği, internet ve bilgiye erişimin yetersizliği nedeniyle akademik başarı olumsuz etkilenmektedir. Son 2 yılda öğrencilerin LGS ve YKS başarısında düşüş görülmektedir. Okullardaki eğitim altyapısı ve donanım deprem öncesi seviyeye getirilememiştir.
- Deprem sonrası okula devamsızlık ve terk oranları artmış, çocuk işçiliği yükselmiştir.
- Yeterli ve kaliteli sağlık hizmetlerine erişim sınırlıdır.
- Aradan 3 yıl geçmesine rağmen hala kendisine veya cenazesine ulaşılamayan çocuk ve yetişkinler bulunmaktadır.
- Yaşamını kaybeden ve geride kalanlar için adalete erişim hala mümkün olmamıştır.[3] Yaşam kayıplarında ve yıkımlarda sorumluluğu olan kamu görevlilerine ilişkin soruşturma izni verilmemesi, süren ceza davalarının ağır ilerlemesi depremzedelerin adaletin gerçekleşeceğine ilişkin güvenlerini yok etmektedir.
Kamuoyuna açık resmi ve özel kaynaklarda dile getirilen bu sorunlar insan haklarının birbirleri ile bağı nedeniyle tüm insan haklarını etkileyen ve ihlallerin etkilerini çoğaltan bir boyuta sahiptir. Ayrıca bu koşullar yaşlılar, kadınlar, çocuklar, kız çocukları, engelliler, LGBTİ+’lar, sığınmacılar gibi dezavantajlı gruplar bakımında ayrımcı sonuçlar doğurmaktadır.
Kanuni görevleriniz ve UİHK’lerin kabul görmüş evrensel misyonları çerçevesinde TİHEK’e Soruyoruz!
- Kurumunuz 2023 yılında açıkladığı “Deprem Sonrası Yaşananlara İlişkin İnsan Hakları ve Ayrımcılık Hukuku Bağlamında İzleme Raporu” haricinde deprem bölgesinde insan hakları durumuna ilişkin izleme ve raporlama yapmakta mıdır?
- Deprem bölgesinde izleme ve raporlama yapılmıyor ise nedeni nedir?
- Türkiye’nin taraf olduğu uluslararası sözleşmelerin uygulanmasına ilişkin izleme çalışmalarınızın bulgularına göre deprem bölgesi olan 11 ilde tespit ettiğiniz ihlaller nelerdir?
- Kurumunuzun bulguları diğer kaynaklardan edinilen veya kamuoyuna yansıyan ihlal verileri uyumlu mudur?
- Bu ihlallerin giderilmesi ile ilgili yetkili kurumlara yaptığınız herhangi bir tavsiye var mıdır?
- Kurumunuz deprem bölgesinde yaşamını sürdüren yaşlılar, engelliler ve çocukların insan haklarının güçlendirilmesi için hangi çalışmaları yapmış veya yapmaktadır?
- Kurumunuz büyük can kayıplarına yol açan vakalarla ile ilgili açılmış davaları izlemekte midir?
- Kurumunuz, kamu görevlilerinin yargılanması için mülki amir izni alınması şartını zorunlu kılan düzenlemeyi evrensel insan hakları normuna uygun buluyor mu?
- İlgili bu mevzuat adaletin gerçekleşmesini engelliyor ya da cezasızlığı güçlendiriyor mu?
[1] https://drive.google.com/drive/folders/1D0UCjtCmc-YupoSWekXpuXSSBtlhecyY?fbclid=PAZXh0bgNhZW0CMTEAc3J0YwZhcHBfaWQMMjU2MjgxMDQwNTU4AAGnG8FGlzrDsbfdLHz0KqX1R85PHQzNAQgb3NPz4qpKYQdLtA9ndgaaV7wEWTI_aem_C6Hldo_l26FsxiAi4EfocA
[2] https://www.aa.com.tr/tr/gundem/adalet-bakani-tunc-deprem-bolgesinde-2-bin-591-ceza-davasi-acilmis-durumda/3732560
[3] https://www.dw.com/tr/6-%C5%9Fubat-kahramanmara%C5%9F-depremi-davalar%C4%B1nda-son-durum-ne/a-75789007


